Son Dakika
Perşembe, 24 Mayıs 2012 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Süt ve et bizi nasıl hasta yapmaz? Prof Tayfun Özkaya
Süt ve et bizi hasta edebilir. Koruyucu ilaç da olabilir. Bu hayvanların nasıl beslendiğine bağlıdır.

Süt ve et bizi hasta edebilir. Koruyucu ilaç da olabilir. Bu hayvanların nasıl beslendiğine bağlıdır. Tarım Ekonomisi Derneği ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünce İzmir’de bir çalıştay gerçekleştirildi. “Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?” başlıklı bu çalıştayda bu konular tartışıldı. Katılımcıları arasında tarım ekonomistleri, zooteknistler (hayvancılık uzmanları), süt teknologları, hekimler, gıda uzmanları, veterinerler, çevre uzmanları, iktisatçılar ve hayvan yetiştiricisi köylüler vardı.

Genel olarak üzerinde birleşilen konu sığır, koyun ve keçilerin meralardan koparılarak, daha doğrusu yeşil yemlerden uzaklaşarak daha çok mısır, soya vb. kesif yemlerle beslenmesi durumunda süt ve etin insanları hasta ettiği oldu. Nedeni de bu durumda damar ve kalp hastalıkları ile parkinson, alzheimer vb. sinir sistemi hastalıklarından koruyan omega 3 yağ asitlerinin azalması ve zararlı omega 6 yağ asitlerinin artmasıdır.

Bir başka şey de kısaca CLA denilen ve kanserden koruyan yağ asitlerinin de aynı şekilde daha çok kesif yemle beslenen hayvanların ürünlerinde azalmasıdır. Bunun bedeli ağır oluyor. Prof. Dr. Kenan Demirkol bir hesap yapmış. Kötü beslenmeden dolayı yakalandığımız hastalıklar nedeni ile Türkiye’de 15 milyar dolar harcamak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla bu hayvan besleme sisteminin doğrudan gözlenemeyen ağır bir bedeli var. İktisatçılar bunu dışsallıklar terimi ile açıklıyorlar. Kesif yemle besleme daha çok dev hayvancılık işletmeleri tarafından seviliyor. Büyük para sahibi çevreler bu nedenle, sonucu ne olursa olsun, köylülerin daha küçük kapasiteli hayvancılık işletmelerini aşağılayarak devlet desteklerinin de kendilerine akmasını sağlıyorlar. Sıfır faizli hayvancılık kredilerini hatırlayalım. Bunların çoğunun başarısız olacağı ifade edildi.

Yem hammaddeleri ülkemize daha çok ithal ediliyor. Bunların da çoğu GDO’lu. Bir de bu sorun çıkıyor mu size. Buyurun bakalım. GDO lobisi de o yüzden dev hayvancılık işletmelerini çok seviyor. Bu işletmelerin suları, havayı kirletmesine daha hiç değinmedik. Köylülerin kentlere göç ederek sefalete itilmeleri de ayrı bir sorun.

Uzun yıllardır meraları ihmal ettik. Bununla ilgili bir yasa da çıktı. Değişen bir şey olmadı. Şu anda meralarımız bazı istisnalarla çok verimsiz. Bu nedenle bunları daha iyi değerlendirecek koyun ve keçiye daha çok önem vermemiz gerektiği çalıştayda vurgulandı.

İstenirse bu durum değiştirilemez mi? Şüphesiz değişir. Daha çok ota dayalı beslenme sistemi süt, et verimini düşürür diye itiraz edenler var. Hayvan başına verim düşse de toplam üretim biraz daha uzun sürede arttırılabilir. Dahası beni hasta edecek sütü içmektense sağlıklı ve biraz daha pahalı sütü içmeye razıyım. Aslında daha çok para ödememiz gerekmiyor. Geçen gün markette yarım litrelik pastörize süt aldım. Litre fiyatı 3,20 TL.’ye geliyordu. Bir litrelikler ise 2,35-2.70 TL. arasında satılıyor. Uzun ömürlü denilen içmeyi tamamen kestiğim sütler ise biraz daha ucuz. Köylü ise sütünü 0,70-0,80 TL. dolayında satıyor. Bu fiyat geçen yazın başında 0,50 TL. idi ve köylü perişandı. Gördüğünüz gibi arada büyük bir fiyat farkı var. Bu para büyük süt tekellerinin kasasına akıyor. Bunların çoğu da artık yabancı tekeller. SEK’in özelleştirilmesi bizi bu noktalara getirdi. Çiğ sütün kentlerde satılmasının neden yasaklandığı sanırım açık. Neden tekellerdir. Bunlar mikropludur deniyorsa aynı sütlerin fabrikalara da gittiğini vurgulayalım. Çiğ sütün sağlıklı olması için önlem alınmasına neden yanaşmıyoruz. Çiğ sütün adının bile sokak sütü diye aşağılanmış olması sanırım dikkatlerden kaçmamıştır.

Gördüğünüz gibi köklü çözüm politikadan geçiyor. Ancak bireysel ve gruplar olarak da yapacaklarımız var. Daha çok otla beslenen hayvanlarının sütlerini doğrudan köylülerden alalım. Gruplar olarak örgütlenip köylünün temiz ve sağlıklı sütünü, sebzesini ne olduğunu bilerek almak da bir çözüm. Buna “topluluk destekli tarım” diyoruz. İngilizce “community supported agriculture” denmekte. Çeşitli ülkelerde bu konuda epeyce uygulama var. Ülkemizde de bu çalışmalar başladı. İstanbul’da, Ankara’da, Çanakkale’de böyle gruplar var. Neden otuz, kırk kişi bir araya gelip bunu denemeyesiniz.

Kanser, kalp, parkinson hastalıkları süt bardağınızın da içinde. Onu dışarı atmak size kalmış.

Çalıştay bildirileri ve tartışmaları önce internet yoluyla yayılacak, bir süre sonra kitap olarak basılacak. 

12.01.2012 Bu yazi 494 defa okundu
Çocuğunuza UHT sütü içirilmesini projesini destekliyor musunuz?


 
  • ‘Kıyamet holding’ olanca gücüyle çalışıyor.
    Bir tarafta Mescid-i Aksa’yı yıkıp tapınağı yeniden inşa etmeye çalışan şeytan, diğer tarafta içinde ‘Mehdi’yi barındıran İstanbul! Bir tarafta yeryüzüne çıkmaya hazırlanan ‘dünya kralı’, diğer tarafta ellerinde iyiliğin kılıcıyla bekleyen müminler! Bir tarafta yeraltı ile irtibatlı dalgıç ırk, diğer tarafta semaya açılmış eller! Bir tarafta ‘şey’ler, diğer tarafta kelimeler! Bir tarafta deccaliyet, diğer tarafta ise Mehdiyet… Meydan okuyan şeytan, dua eden insan…
  • Başbakan tarımda 'one minute' demezse hepimiz kanser olacağız
    İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar: Biliyorum canınız sıkılacak, yüreğiniz kabaracak, üzüleceksiniz ama gerçekleri öğrenmeniz lazım.
  • Tiroid ameliyatlarının yüzde 90 boşuna yapılıyor!
    Her tiroid nodülüne ameliyat gerekmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Serdar Tezelman, “Nodüllerin yüzde 85 hatta 90′ı iyi huylu olduğu için kanser riski taşımıyor” diyor.
  • Zeynep Casalini kızına neden aşı yaptırmadı?
    Zeynep Casalini, uzun bir suskunluk döneminden sonra yaşadıklarını Parents dergisine anlattı. İşte o mülakattan bir kesit...
  • GDO'lara 'güvence' kisvesi altında kullanma imkanı tanındı
    Arkadaşımız Emine Sonnur Özcan, GDO’ların çok yönlü etkilerini ve biyogüvenliğini konusunda ilk doktora tezini hazırlayan Muğla Üniversitesi'nden Yrd Doç Dr Oğuz Özdemir'le görüştü. İşte o mülakat:
  • Bu hapı yutanlar iktidarsızlaşırlar...
    Yutar mısınız? Yutmazsınız tabii ki! Üstelik hasta hakları var ve bunun söylenmesi kanunen de gerekli. Ama söylenmiyor!
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri